25 Aralık 2014 Perşembe

16 Eylül 2014 Salı

Hiç bilmediğin yerlerimi geliştiriyorum
Su katıyorum suya
Küllerini süpürüyorum güllerimin
Tutuyorum ellerini şoförün
Dur diyorum
O devam ediyor gaza basmaya
Solda solarım sağda sağır
Duyamam gök gürültülerini de
Paratonerlerle koşarım
Siper etti gövdesini bir sperm
Biliyor yok eve dönüş
Ancak bir tilkinin ıssırdığı
Kuyruk sokumunda gizli azotlar gibi
Dönüyor başım
Soy gazlar ölmediğine göre
Hala umut var demektir

14 Eylül 2014 Pazar

Kara sevda bu

                                                                            Elin'e

Bu saklandığın
Antik bir oyuk
Siroz yüzler gibi soluk
Kara gün fosları
Çekiyor kozları
Kırılan kalkanın ardından kargı fışkıracak
Güneşin kırmızıya döndüğü olacak
Kaptan Amerika'nın da Karadeniz'de gemileri batabilir
Kargası bol bir mevsim bekleniyor
Torbası dolu cevizciler

Arnavutköy sahilinde oltadaki balıklar
Gör bana tanıklar
Bu sefer ekerken toplanacak hasat
Yaraları gayri kes at
Zorba gönlüm zorlama
Kim var ki şu tilkiyi evine alacak

Lakin Kara sevda bu; Kanye'den öğrendiğimiz
Bir Ahmet Arif şiiri gibi ejderha olsan bilemezsin ,
O şiirlerdeki, şarkılardaki gibi mi olacak
Rutin bir eylül hüzünü mü bu solacak

Ne sular susar ne de selleri ellerinin
Bir otoban akıyor önümüzde
Kara sevda bu; zifir kara asfalt kara
Yetiştiğimiz ilk gara
Gazinolar diktireceğim

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Bilemeyebilirim

bilmiyorum
bu gen nerden
bu yen nerden
bilmiyorum
bu din nerden
bu kin nerden
afedersin nah nuh gibiyim
bırakıp gitmem sizi geride

3 Ağustos 2014 Pazar

blues hayatın sana verdiklerine kabullenmektir
jazz hayatın sana verdiklerini kabullenmemektir

17 Temmuz 2014 Perşembe

Kötü Ruhlara Adak

                                                                       Naz'a
Sensiz vapurlara binmeyi pek düşünmüyorum
Suratıma çöl gibi çöksün şehir
Tuş mu tuş değil
Gömmek bu gömüleri gönlüme

Saran sırtımı ipek gömlek
Nereden bilecek
Tam neresinde hüznü kaçıncı omurgada

Tap tapmaya suç mu suç değil
Kötü ruhlara adak
Evet bir kuş gibi bir uçak
Susacak hafifliğiyle
Köhne paslı bir vidanın

Ağzınızla konuşun şu meleti
Susturun şu yaşlı veleti

Görünmeyecek ama orada bir mikrop
Toplar sektiriyor kuytusunda saraylarımın
Durdum onu izliyorum
Evrenden bir evren gizliyorum

Köşe başlarında,
Kırmızı ışıklarda,
Fabrikalarda ve atıklarda
Bekleyen kötü ruhlara adak
Ruhumuzu biz de mi satak

Tasmalarla as beni
beni as
Kıbrıs ve kumar
Masada Kofie Annan da var
Karabataklar gibi mi yapak

Uy uy uyuştuk
Susuştuk
Dibinde odanın
Bir nefes daha versek sanki
Berlinler ve balonlar patlayacak
Bir nefes almaya yer kalmayacak
Seni beni kötü ruhlara adak
Bu nasıl iş koşuyor durak

Zürafalara,
Leoparlara,
Çitalara,
Binen kötü ruhlara adak
Bir bunak gibi ağlayacak taş gibi konuşacak
kuyular dolusu çiçek solarken
kurudukça elleri Yusuf'un
soğukluğunda uzak bir yıldızın

soytarıları Viyana'nın
kahpeleri Hattuşaş'ın
serserileri Machu Picchu'nun
susacak
zaman bir çocuk
salıncaklarda sallanacak

sen kelebek ben bir gün
yaşa yaşayabildiğin kadar
sen gelecek ben dün
kavuş kavuşabilirsen

ölümleri
ayrılıkları
özleyen kötü ruhlara adak
cehennem gibi bir yatak
uyu uyuyabilirsen

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Hiroşima, Kapıcı Ve Einstein Arasında Gidip Gelirken Yazılan Şiirdir

OBYİÇS
BKKHVTKO
DTVGKG
OMJ

Demeden edemediğim Joker ve Kısrak
Girdikleri cennet duvarları kırarak

BDE
KBN
ABÖNE
KKYYE
SSKO
TLBTSK
DKYBO

Şiirin Yapı Taşı

HBDO
ASŞAK
GGD
STAKGS
TYND
TYND
SOBKÇ
BNBGDS
SBKD
KOÇBİÖ
HYBBBDY
KDSSSA

VE BİRAZ DA TUZ

Be hadi

Rayraray
Şu petrol tankerlerini say
Gelmişini geçmişsin
Viyadüklerde bir beylik seçmişsin

Baronlar ve sorunlarla oturduk
Bir nefeste karşıdan da bakılabilir
Bizim kol kıllarımız neylesin
Tenis topu yalnız bak o da burada
Kocaman kutular kilitledik
Ağzımızda etler çiğnedik

Be hadi
Rayraray
Kayalara hayhay
Demir yollarına ayrılıklara
Gayrılık içtim o da buralarda
Linyitlerle ödedi borcunu Lidyalılar
Avuçlarıyla kimisi
Tuzlu buz ve tam altında sarnıcın
Eridi Urul'da bir uyruk

Sorulduğunda emek bebekleyerek
Kundakladığı bir ahşap yapıda

Cennet mi bu kadar karmaşık
Bir otostop gibi bir kapıda

Ayaklarımda var sarmaşık
Darılıyor bir yasak

Tamamdır peki biraz da biz koşak
Özgürlük gür gür

Be hadi
Rayraray
Çık tık tık
Sık sık buluştuğumuz yere

Bir anıt gibi dikiyorum bakışlarımı
Rastgele yerine Orta Asya bozkırının
Muhasebesi tutuyor satışların
İlk oturduğum yerinde atlıkarıncanın

Bak ben çatmıyorum çehremi ey nazlı hilal !
Doğrulduğum gibi susayım
Ayakkabı bağını bekliyorum

Kum saatin durmuşsa ters çevir
Bana çöllerden bir ses getir
Sevmediğim yalnız sevildiğim

Be hadi
Rayraray
Yıldızlara bay bay
Hoşşehvetliçakal
Bilge tilkideki sakal güvenebileceğim
Evet tilkiye güveneceğim

Yukarıdan inmesindense
Yer elmasını sökeceğim
Hüznün yüreğinden

Sevinmiştim firavunun mısırlaşışına
Üzgünüm hüznün kısırlaşışına
Duymayı özlediğim doğru
Doyamadığımda duymaya

Varacağım Rayraray
Önümden geçip giden tay







11 Temmuz 2014 Cuma

Masum in HipHop

Evet olayların öteki yüzüğü bu takıp çıkardığım
Kaba kulaklar koruyor dili
Bir tambur çağırır tam bu zamanlarında yörüngenin
Keyifli sesi keyiflerin
Bir kaldırımda yürüdüğümüze göre
Taşlar yerine oturmuş olmalı
Akyuvarlar ve aksakallar dolaşıyor parmak damarlarımda
Lakin ben de girdim zamana
Gidecek yer yoksa varmışsın demektir
İşler bu kadar karışmışsa
Kartları sen karmışsın demektir

Bir bebek asıl gezegenleri ezerek yürüyen
Bizim hüznümüzü küreyen
Pençesi ve kaplanı sürüyen
Üzerine kükreyen kavgaların peşinde

Yoksa ben masumu mu astım şaştım
Suriyeleri ve hudutları aştım
Surlar sürüver sen sırtıma
Bir başka kuşatmada buluşacağız
Beni cedaylara sorduğunda
Öyle bir okyanusa kavuşacağız

Bir bebek emekleyerek sezecek
Elbet o da bezecek bunlardan
Yaz! kalbimin dışını kaplayan
Silikonlar sökülecek

Mumdan denizde ateşten gemiyiz
Bebekle emzik masumla gelecek gibiyiz
Karanlıklar karala karnıma
Birden toprak kusacağız
Kedilerle geldiğimde
Başka bir okyanusa dalacağız






X

Kara kaşım'a Kara Gözüm'e

Kapkara yarın kapkara
sarın saklayın güneşi
bütün elmaları bile yiyemeyecez
ama no hayır
Mutlu sonu görmeden ölmeyeceğiz

Gelecekten gelen Foto

55.yaş günümde papyon ve askı takmam gerekiyormuş

10 Temmuz 2014 Perşembe

Burada

                                                                                                                                Hayrım'a

Sırt ve sıva kudurur dişler
Boya vur taze boya
Ellerime muzlar soya
Sus aman derin is pis
Güller ağlar kıs kıs
Tırıs gider vız vız 
Sineklere binek deh
Göklere dönek heh
Bir gücümüz o kaldı hayal
Başladığı gibi masal kapılırsın bitecek hissine
Seyisler kan getirin
Buralara buralara
Dudaklarını boya kana bana bana
Tek verebildiğim bensizlik al otur
Su ve elektrik götür öttür kornalar, 
Ziller zurnalar 
Bilirsin sen doğru tuttun mu tam buradalar
Yeni klasik titanikler batsın bağrıma
Arıları bırakınız soksunlar ağrıma
Beraber öleceğiz 
Sarılarına sarılma öyle çok
Biz aslında leoparlarla yeneceğiz
Asrın demir devrini 
Çıkarıp asarım kaslarımı dinlenirim karşıklı da
Yazdırdım onları da yazdırdım 
Yazdırdım söylene söylene romantik katibime
Şimdi senin içinden bir fayton geçer
Bir denizi kabuğu kırarız da durur dalgalar 
Dağlardan koruyabilsem 
Bir kapı kolu tuttursam eline de 
Seni göğün evimiz olduğuna inandırabilsem
İnandıramasam topal tavuklar döve
Söve söve kusa kusa
Duşa halıya ve yol kenarlarına
Bir karbonunu şöyle koy bir sandığa
Gözlerime damlatayım
Ordan bir kaç eski yara kavlatayım
Öyle kanına davasına sabrına
Tavrına kahrına oralara buralara ve soğuk sulara


7 Temmuz 2014 Pazartesi

Yan yan yansımalar

KOP
KOP
KOPTUK
BİRBİRİMİZDEN


Şargoz

Şargoz
Dol doz
Çılgın Horse'a bindim
Sandığın gibi değil
Uzat dadı kalem uzat
Halimi yazayım
Seni de unutmadım
Yoksa git der gibi mi
Bakasın var bana

Hiyeroglif

Ne zaman geri döndüğünü anlamadan
tekrar tekrar gidiyorsun
elbisendeki papatyaları dökerek
yabancı gözlerle bakıyorum
dahi da vinci çareler arıyor
arabesk şarkılarında karmaşıklığın

Karanlıktır ki yayılıyor
bu kirdir ki karbon ve dioksit
yaşadığımız ve geride kalan
Kapşonuma kötülüklerimle yağıyorum
elvis'den
bir gitar çalıyorum
yüreğidir
havva'nın fosillerinden doğmuş
gül ağacının
doğumgününde doğumgünümün
altında aynı yıldızın
doğuşunda Venüs'ün

Dışına fırlatılıyorum gezegenin
tekrar tekrar gidiyorsun
yabancı gözlerime bakmadan

Ben sana kavuşamadıkça kendimle barışıyorum
Yalnız bir evrene karışıyorum
Dans ediyorum neolitik kargılarla

Karanlıktır ki yayılıyor
bu kirdir ki petrol ve transit
yaşadığımız ve geride kalan
yaş halkaları arasındaki alan
aynı mevsiminde farklı zamanların
utanmadan büyüyorum
seni kendim gibi görüyorum
genişliyor yumruklarım ve tabii kalbim
dilim varıyor demeye
toprak ve su canı, cananıdır
havva'nın fosillerinden doğmuş gül ağacının
Venüs ve Dünya
iki ikiz gezegen
en yakın oldukları vakit
görünmez olurlar birbirlerine
doğumgünümde doğumgününün
altında aynı yıldızın
güneş'in
botticelli'den doğuşu venüs'ün

16 Haziran 2014 Pazartesi

Parkorman

Gözlerimi hüzünle kapatınca
Her yanı maviler sarıyor
Bu sahtelikte kim bilir sen İzanimisin
Yalanları kısırlaştıran
Pembe bir koku geliyor
Mora dönüyor gözlerimin altı
Ve tabii yukardan baktıklarım da.
Etrafı sarıyor menekşeler
Sen bir kelt masalından çıkar gibi
Bir ormanın içinde ben yere yığılmışken
Bir öpücük konduruyorsun yanağıma
Hepsi bu