14 Aralık 2013 Cumartesi

Raylar-Ecco Homo-comunicus

Roma'da bir savaşçı gibiydi Sarhoşa göre, gözünün önüne sarı kumlar geliyordu.O kumlar uçuyor ve serpiliyordu tekrar uçup tekrar serpiliyordu. Homo-comunicus bir kağıt gibi kumları kılıcıyla ikiye ayırıp, kumları sabah iki yumurta yediği için Sarhoş ve tuzu baharatı tam olmadığı için ekmeği bandırma zevkinden mahrum kaldığından ve çatalla yediğinden, bir yumurtanın vaktinden önce kırılışı gibi dağılıyordu kumlar tekrar kumlar üzerine. Ancak yaşananlar böyle değildi. Ecco Homo-comunicus ileri yıllarda meydana gelecek bir açık gruptu.Açıktan açığa meydana gelen hiç kimsenin karşı koyamayacağı çünkü karşıtlarının dahi onlar gibi olmak için karşıtlıklarını feda etme isteği, Nemesis'in intikam arzusundan fazla olduğu bir dürtüydü.İri kulakları ve geniş ağızları her ne kadar ilk günlerde çirkinin, yok oluşun, ötelenenin, yabancılaştırılanın vücut bulmuş hali bir trans-star, bir anlaşılmaz olgu, bir kör düğüm sanılsa da sonrasında artık bu şeklin hiçbir sembolik öneminin kalmadığını insanların anlamasını sağladılar.Turgut Uyar'ın gelecekler diye umduğu terzileri gibi değillerdi üstelik.Geldiklerinde anlaşıldıklarında duracakları falan yoktu.Durmalarına olanak yoktu. Onlar yeniden üretimin kendini bir üründe yeniden ürettiği tek özne tek varlıklardı.Sanki ceplerinde nükleer silahlarıyla rus ruleti oynayan, üç kuruş para bulunca galata rıhtımı'na akıp, üç kuruşluk rakıyı beş kuruşa alıp rakı sofrasında meşk eden evsizlerdi. Baştan ayağa herkestiler ama kimsede onlara benzeyemiyordu. İri kulakları vardı uzun saatler insanları yorulmadan dikkatleri dağılmadan dinleyebilirler, insanların dillerinde derman kalmadığında , dertleri gamsızlaştığında yada solukları kesildiğinde onların çok çok işine yarayacak bir iki kelime kullanırlardı.İri ağızları vardı kimse konuşacak bir şey bulamadığında ağız dolusu konuşurlardı, doyururlardı konuşurken hiç duymaya doyamayanlar doyardı.Diğerlerinin yapamayıp onların yaptığı tek şeyse hem konuşup hem dinleyebilmekti. Tüm dünya büründüğünde rahat ve karamsar bir sessizliğe onların tek yaptığı birbirleriyle hem konuşup hem dinleyebildikleri sonsuz ve sonsuz üretken bir bağ kurmak oldu. Ve onların bağı güçlendikçe çirkin sarkık kulakları ve orantısız büyük ağızları dünyanın güzel denebilecek tek suratı haline geldi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder